Dekorasyonda Genişlik, Yükseklik ve Işık Dengesi İpuçları

Bir odayı toplamak çoğu zaman yeni bir şey almakla değil, var olanı doğru yere koymakla başlar. Aynı vazo yanlış yükseklikte durduğunda odayı dağıtır, birkaç parmak aşağı indiğinde toplar. Dekorasyonda en sık yapılan hata da budur. Nesne seçimi doğrudur, yerleşimi yanlıştır.

Dekorasyonda Genişlik, Yükseklik ve Işık Dengesi İpuçları

Yerleşimi belirleyen üç ölçü vardır. Nesnenin genişliği, merkezinin yerden yüksekliği ve üzerine düşen ışık. Bu üçü arasındaki denge kurulduğunda basit bir nesne bile yerinde durur. Kurulmadığında ise özenle seçilmiş bir parça bile sonradan eklenmiş görünür.

Genişlik Oranı ve Aradaki Boşluk

İlk ölçü genişliktir. Duvara asılan ya da yüzeye konan nesnelerin genişliği, altındaki mobilyanın yaklaşık üçte ikisi kadar olmalı. Bu orandan küçüğü mobilyayı boş gösterir, büyüğü onu bastırır. Tek nesne bu oranı tutmuyorsa iki ya da üç parça yan yana kullanılır ve oran topluca sağlanır.

Birden fazla parça kullanıldığında aralarındaki boşluk kendi genişliklerinden küçük kalmalı. Aksi halde göz onları tek bir grup olarak görmez, duvarda dağınık nesneler olarak okur. Küçük parçaları alt kenarlarından aynı yükseklikte tutmak da grubu bir arada gösterir. Parçaları duvara asmadan önce yere dizip ve aralarındaki boşluğa oradan bakabilirsiniz.

İkinci ayrıntı nesne ile altındaki mobilya arasındaki boşluktur. İki karıştan az boşluk aynı grubun parçası olarak algılanan bir hava yaratır. Daha fazlası ikisi arasındaki bağı koparır, nesne duvarda yüzer gibi görünür. Eğer duvarınız çok yüksekse boşluğu büyütmek yerine nesneyi büyütmeyi düşünebilirsiniz.

Yükseklik ve Göz Seviyesi

İkinci ölçü yüksekliktir ve burada ölçü duvarın değil insanın boyuna göre alınır. Genel kural olarak nesnelerin merkezi, ayakta bakan bir kişinin göz seviyesinde durmalıdır.

Ancak odanın kullanımı bu seviyeyi değiştirir. Oturulan bir odada koltuktan bakan gözün seviyesi daha aşağıdadır, orada merkez de aşağı iner. Örneğin yemek odasında da masaya oturulduğunda seviye aşağıda kalacaktır. Bir nesneyi asmadan önce o odada en çok oturduğunuz yere geçip yüksekliği oradan denemek faydalı olur. Çoğu evde nesneler olması gerektiğinden yukarıya asılıdır, çünkü asan kişi ayakta durup kolunu kaldırarak yerleşim yapmıştır.

Özellikle okunması gereken nesnelerde yükseklik işlevi de belirler. Örneğin bir duvar saati göz seviyesinin biraz üstünde durabilir ama karşıdan bakıldığında sayıların açı yüzünden basıklaşmadığı bir yükseklikte kalmalıdır. Burada nesnenin kendi büyüklüğü de hesaba girer. Geniş bir salonda fazla uzak mesafeye yerleştirilmiş küçük yüzlü bir saat süs olarak duracak ama saati göstermeyecektir. Çünkü bakış uzaklığı ile yüzün çapı birlikte düşünülerek ayarlanmamış olacaktır.

Işık ve Yansıma

Üçüncü ölçü ışıktır ve en çok atlanan ölçüdür. Parlak camlı ya da cilalı yüzeyli bir nesne pencerenin tam karşısına geldiğinde gün boyu yansıma yapacaktır. O yansıma nesnenin üstündeki deseni de, bir saatin sayılarını da okunmaz hale getirebilir. Çözüm, nesneyi pencereye dik duvara almaktır.

Aynalarda ise ışık yön değiştirir. Bir ayna karşısındaki her şeyi odaya ikinci kez taşır, o yüzden karşısına dağınık bir yüzey getirilmemelidir. Pencereye bakan bir ayna odaya gün ışığı dağıtır. Kapıya bakan ayna ise girişte genişlik duygusu yaratır. Bir aynayı yerleştirmeden önce tam karşısına ne geldiğine bakmayı unutmayın.

Işığın rengi de yüzeyleri değiştirir. Sarıya çalan bir aydınlatma ahşap ve toprak tonlarını öne çıkarır, beyaza çalan ışık cam ve metali keskinleştirir. Aynı odada iki farklı ışık rengi kullanıldığında aynı ahşap yüzey iki ayrı renkte görünebilir. Bu yüzden bir odada tek bir ışık rengi seçin.

Işıkla davranış değiştiren dekor parçaları bu dengeyi ayrı kurar. Yarı geçirgen yüzeyi ve iç aydınlatması olan bir sihirli ayna ışık kapalıyken sıradan bir ayna gibi durur, açıldığında arkasındaki fotoğraf görünür hale gelir. Böyle bir parça gündüz yansımasıyla, akşam kendi ışığıyla iş görür. Bu yüzden yanına ikinci bir gece lambası konduğunda iki ışık birbirini bastıracak ve ikisi de görevini yapamayacaktır. Bu tarz nesneler ayrı bir ışık kaynağı ile kombinlenmemelidir.

Kısacası dekorasyonda bir nesnenin odaya oturması üç şeye bakar. Genişliği altındaki mobilyayla oranlı olmalı, merkezi odanın kullanıldığı göz seviyesinde durmalı, üzerine düşen ışık işlevini kapatmamalı. Bu denge kurulduğunda yerleşim ilk denemede tutacaktır.

Yorum yapın